This is default featured post 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

12 Ekim 2012 Cuma

Küçüklükten Bugüne Vedalar


13 14 yaşlarımdaydım. Köye gittiğimizde, uzun süre kalabiliyorduk. Annem öğretmendi, ben öğrenci, 3 ay bizimdi. Bazen 2 kere gittiğimiz bile olurdu bir yaz içinde. Hep annemin köyden ayrılırken ağladığını hatırlarım. Ben de ağlardım. Orda doğmadım, orda büyümedim. Ama dönüş gidiş yönünü tersten gördükçe çok ağlardım. Dönesim gelmezdi.

Sonra Çınarcık... Yazlıktan dönüş. İğrenç. Ordakileri de orayı da bırakmak istemezdim. Dönüşte arabalı vapurda arabadan inmezdim. Ağlardım. 12 yaşımda mahallemden ayrıldım. Koca Mustafa Paşa dan. Okulumdan ayrıldım. Gene ağladığımı hatırlıyorum.

Sonra dayıma veda ettim. Gene ağladım. Sevgilime veda ettim, gene ağladım. Üzülüyordum. Vedaları sevmiyordum. Sanırım sadece bunlara ağladım. 

Bunların ortak noktası hep dokunduğum konuştuğum insanların olmasıydı... Bu seferki farklı, hem de çok farklı...


2003-2004 sezonu başıydı. İstanbulspor'a Kadıköy'de 3-0 yenilmiştik, Galatasaray ve Beşiktaş'ta kazanmış, sonraki hafta deplasmanda Trabzon'la oynuyoruz. Ben Pierre'i gördüm o sene. Biz şampiyon olacağız dedim. Dayım çok kızmıştı. Biraz kör bakma fanatik misin diye. O sene Pierre'i tanıdık. Ben daha kim gelecekki dedim. Gerek yok ki, adam nefis falan derken, Alex diye bir adam geldi. Sezon başı falan da değil. Birden girdi hayatımıza yani. Ama adam kusursuz futbolcu. Sorun yok sıkıntı yok. Attığı gol, yaptığı asist, kazandırdığı maç, kupa statü ve prestij i bi tarafa koydum;

Ben bu adamın yüzün en yakın 50 60 metreden gördüm. Net değil yani. Ama ne bileyim bi adamın çocuğu kendi ülkesine gittiğinde “baba ben sıkıldım evimize dönelim” diye Türkiye'ye dönmek istiyorsa, bir adam tüm eleştiri olumsuzluklara rağmen sadece işine bakıyorsa, adamın hakkında kötü tek fikir yoksa bu adamın vedası koyuyor. Genelde futbol yazmam ki bu da bir futbol yazısı değil. Bu bir adamın dilini, dinini, kültürünü, yemeğini, müziğini bilmediği bir ülkeye gelip nasıl televizyona bakan herkesin takdirini kazanabildiğini an be an izlemektir. Bu hayatında görmediğin bir adamın vedasına dair yazılanları okuyup üzülmektir.

Güzel futbolun güzel adamı Alex; sen bize Young Boys hezimetini de yaşattın Inter zaferini de. Bunların hiçbiri önemli değil. Sen bize mahalle arasında oynadığımız futbolu yaşattın, hem de modernlik adı altında olayın tüm estetiğinin, tüm zevkinin dibinin kaldığı bu son zamanlarında.


Obrigado!


Not: yazıyı yayınladığım sırada Alex'in attığı tweet :  "%100 Brezilyali dogduk ama kesinlikle %50 Turk,%50 Brezilyali olecegiz.Turk Halkina hersey icin tesekkurler.Sizi cok seviyoruz! DeSouza Ailesi"

26 Eylül 2012 Çarşamba

Cennette Güzellikler Var... Ölesim Geliyor!


Baya küçüğüm. Yani  öyle 14 -15 değil de bayağı bildiğiniz 6-7 falan. Rahmetli dedem bizde. Köyden torununu görmeye gelmiş. Televizyonda uzun saçlı bir adam var, beraber izliyoruz. Sanki bütün aile beni orada görmek istiyor. Webster falan diyorlar. Kıvırcık sevimli bir çocuğum o sıralar. Bense adama bakıyorum. Adam hızlı konuşuyor, sürekli ıspanak, pırasa, emniyet kemeri falan diyor. Herkese 10 puan veriyor. 10 puan 10 puan 10 puan 70 puanla göndriyor herkesi.

14 Ağustos 2012 Salı

Bu Sabah Çok Uyuzum Oolum


“Bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım.”



Oscar Wilde bu özlü sözünde günümüz gebeşinin kalite kriterlerine değinmiş. Değinmiş ki insanlar insanlığından sıyrılsın, değinmiş ki şekil şemal derdine düşülsün herşey yüzeysel olsun derinlikler sığ olsun.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Askere Gidenlere Öneriler

Herkese merhabalar..

Askere gideceğim zaman askerden yeni gelen bir arkadaşımın nasihatlerle dolu mailidir VE nokta virgül ellemeden aynen kopyaladım yapıştırdım.İçinde 3 gün içinde teslim olacak olan arkadaşlara dair hayat kurtaracak(!) öneriler var. Yok lan yok ne hayatı, malzemeler dışında hiçbişeyi ciddiye almayın. Ama mottomuz her zaman aynı...

Hayırlı tezkereler, sağsalim gidin gelin...

3 Ağustos 2012 Cuma

Şahsi Ganaat 2: En Kıyak Spor Filmleri

Herkese selamlar;

Geçen haftaki yazı sevdiğim dostlarımca pek yorumlandı pek ilgi gördü. Ben de dedim ki, bi de spor filmlerini yazayım; aklıma geldikçe de yazacağım. 

Tekrar hatırlatıyım, analiz ya da eleştiri yazısı değildir.








28 Temmuz 2012 Cumartesi

Şahsi Ganaat: Yerli Filmlerde en iyi 5 sahne ve belki daha fazlası



Kendim pek severim film izlemeyi. Nacizane insanlarla bu hususta görüşlerimi paylaşırım. Bir başka huyum da sevdiğim filmi tekrar tekrar izlemektir. Mesela bu aşağıdaki filmleri tekrar tekrar izledim. Çünkü içlerinde listedeki sahneler vardı ve bunlar beni çok etkilemişti. Tabii herkesin fikrine saygı duymalı ama ne bileyim bence bunlar bir başka...


Yakın zamanda gavur filmlerinden sahneler de yazacağım kurban olduklarım.

Not: bu arada sahnelerin tamamını youtube'dan bulamadım. İdare edin sevgililerim

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Kısa, Orta ve Uzun Vadeli Hedefler

Herkese merhaba;


Hava acayip sıcak olduğu için ya da herhangi başka bir tetikleyici unsurdan dolayı yazmıyorum. En azından somut birşey yok. Sadece kendi kendime düşünürken kendime çok hak verdim...


Pages - Menu

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More