ESKİ İSTANBUL VOL. 2 - SERKOMİSER SARRAF NİYAZİ BEY

Yazar:
Döneminin sayılı fırtınalarından Sarraf Niyazi bu anlattığım ve anlatacaklarım içinde belki de en naif en beyefendi olanıdır.
Kendisi sürekli gülümseyen bir surat ve adalet sahibi enfes bir kişidir. Sırf bu yüzden, döneminde Büyük Ada'ya komiser olarak atanmış ve Ada'da ilk defa (uzun süre sonra) asayişi sağlamış, ancak kendisini denetlemeye gelen müfettişin ukala tavırlarından ötürü kendisini hırpalayıp geldiği yere postaladıktan sonra, makamını bırakmıştır.

Aslında baktığımızda Aksaraylı Niyazi adındaki bu genç, hekimliğin son senesine kadar okuyup sonradan işi gücü okulu bırakmış ve ve babasından kalan deve yüküyle mirası fakir fukaraya dağıtarak bitirmiştir... 

Neyse , doktorluğa ısınamadığından alemlere akan bu Niyazi, 2 metreye yakın boyuna rağmen damarına basılmadığında hiç son derece tebessümlü son derece beyefendi bir kişidir. Polis Müdürü Giritli Kemal Bey bir gün Niyazi'yi çağırıp "Rumlar adada devleti sallamaz oldu" dediği anda bunu vatan millet meselesi adleden Niyazi Bey, bir hafta içinde gider, makamına oturur ve asayişi sağlar. Artık Ada'da herkes kapısı açık yatabiliyor ve Niyazi Bey'e şükürler ediyorken Niyazi Bey de Ada'ya alışmaktadır. Kendisi devriye atmakta, ufak tefek şeyleri kendisi halletmektedir.

Bir gün, sahil gazinolarında Pandeli isimli bir Rum Genci'nin hır çıkardığını duyan Niyaz Bey, kendisini karakola çağırtır. Pandeli "atar gider"e kalkışınca , gazinoya bizzati intikal eder. "Demin karakola davet ettiğim Pandeli sen misin?" diye sorar. Alaycı bir tavırla serkomiserin yüzüne bakan delikanlı: "Benim, ne olacak ?" diye cevap verince Niyazi, hiçbir şey söylemeden masaya esaslı bir tekme atar ve Pandeli'yi göğsünden kavradığı gibi bir tüy misali havaya kaldırarak, gazinonun penceresine doğru fırlatır. Zavallı genç, pencerenin cam ve çerçevesiyle birlikte denize uçar. Sonra olayın verdiği şaşkınlıkla düşünme yeteneklerini kaybeden bu kofti palikaryanın arkadaşlarına dönerek: "İçinizde başka banyo yapmak isteyen var mı?" diye seslenince de ortalık dağılır.

Sarraf Niyazi, kendisini bu göreve atayan ve adanın asayişinin düzeltilmesi hususunda desteğini esirgemeyen Polis Müdürü Giritli Kemal Bey mutasarrıflık görevine atanmak üzere görevinden ayrıldıktan sonra görevde fazla kalmaz. "Kanuna aykırı işler yapıyor" diye gönderilen müfettişin, menfaatlerini engellediği soyguncu ve vurguncuların kışkırtmalarıyla geldiğini anlamıştır. Müfettişe hitaben:"Bey birader!. Ben şimdi Polis Müdürünün dalkavuğu olamam." dedikten sonra, yaratana sığınıp, o tarihlerde nam salan `Hafız Paşa Tokatı`nı patlatır ve zavallı müfettişi merdivenlerden aşağı yuvarlar. (bahsi geçen tokat insanın çene mafaslını yerinden çıkarıp ayaklarını yerden kesen inanılmaz bir darbe olup, Sarraf Niyazi yaba gibi elleriyle bu tokatın en başarılı uygulayacılarındandır. Zira endisi İstanbul işgal edildiğinde 10 adet Fransz Askeri denize atıp, komutanlarıyla rakı içmiştir)

Velhasıl, Niyazi Bey istifasını bu tokadı patlattıktan sonra hazırlayıp Ada'dan ayrılır...

Dönemin en mühim kabadayılarından Sarraf Niyazi, sonrasında gene adada aynı saygınlığını muhafaza etmiş, gözyaşlarıyla uğurlanmıştır....
Önceki Kayıt Ana Sayfa